Şimdi üye Ol

Oturum aç


kayıp Şifre

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Mesaj gönder

Oturum aç

Şimdi üye Ol

Sitemize hemen kayıt olarak çok para kazanan mutlu azınlık içerisine girebilirsiniz...

ZENGİNLİK

Zenginim.

Ellerimdeki poşetleri taşımakta zorlanıyor , güçlükle yürüyordum. İki küçük geldi yanıma. Daha bu yaşlarında mendil satıyor , “ tanesi bir lira abla bir lira” diye bağırıyorlardı. Mendil alamayacağımı fakat poşetlerimi taşımakta yardım ederlerse bahşiş verebileceğimi söyledim. Hiç düşünmediler bile. Ellerimdeki posetleri almak için kapıştılar adeta. Ağır olanları vermedim elbette.

Zayıfçacık kolları onca ağırlığı taşımaya yetmezdi. Bir iki kiloluk meyve sebze poşetlerini takıştırdılar ellerine. Hiç konuşmadılar benimle yol boyu. Zaman zaman birbirlerine bakıp gülüştüler. Ayaklarına kaydı bir ara gözlerim. Yırtık, çamurlu, eskimiş ve küçülmüş ayakkabıları eziyet veriyordu sanki. Aniden bastıran rüzgar üşütmüş olacak ki titremeye başladı her ikisi de. Biri kız ve beş yaşlarındaydı. Diğeri erkek ve yedi yaşlarında. Evin kapısına vardığımda geri çevirmek istemedim onları. İçeri davet ettim. Oturma odasına geçip etrafı incelemeye koyuldular.

Sohbet etmek istedim. Nerde oturduklarını , kaç kardeş olduklarını , yaşlarını falan sorayım derken sohbeti baya koyulaştırdım. Kücük olan Züleyha’ ydı. Abisi Caner. Ardından meyve ikram ettim onlara. Onlar oturma odasında meyvelerini yerken mutfağa geçtim. Büyük bir poşetin içine makarna, pirinç , şeker ve bir zaman daha idare edebilecekleri kadar erzak koydum. Kapıyı kilitleyip beraber çıktık evden.

Yaşadıkları mahalleye doğru yola koyulduk. Yol boyunca hep güldüler , şakalaştılar. Ayaklarındaki eskimiş ayakkabıları , eskimiş kıyafetlerini , üşüyen bedenlerini hiç sorun etmiyorlardı bile. Bugünkü kazançlarını da benden almışlardı. Vakit akşam üzerini bulurken vardık evlerine. Ev de denemezdi aslında. Boşaltılmış , terk edilmiş , yıkılmaya yüz tutmuş bir apartman binası.

Anneleri karşıladı bizi. Beni ve yanımda çocukları görünce şaşırdı önce. Sonra içeri buyur etti. Elimdeki erzakları bıraktım kapının önüne. Hic bir şey diyemedim. Yer döşeğine , bir kenara çekilip oturdum. Kim olduğumu falan anlattım işte. Kadın beni sabırla dinledi. Ardından ben onu. Babalarını çok küçük yaşta kaybetmiş dört kardeşin ve eşini çok genç yaşta kaybetmiş bir kadının hikayesiydi bu hayatlar.

Bir apartman kucak açmıştı onlara. Pencereleri kartonla kapatmışlar , akan damın altına leğen koymuşlardı. Akşamları ışığında oturacak bir lambaları bile yoktu.

Ne kadar zengin olduğumun farkına vardım o vakit. Kıyafetlerim yeni ve tertemizdi. Ayakkabılarım ne ayağımı sıkıyor ne de bol geliyordu. Oturduğum ev geniş , ferah ve sıcacıktı. Hepsini geçtim , sevdiğim adam yanımdaydı.
İçim burkuldu vedalaşırken. İster istemez doluverdi gözlerim. Küçüklere sarılırken fark ettiler ağladığımı. Minicik elleriyle yanaklarımdan süzülen yaşları sildiler.

” Neden ağlıyorsun? ” diye sordu bir tanesi.

Gülümseyerek cevap verdim :

” Sevinçten. ”

Hakkında sevdabilgecDoğrulandı
Tecrübeli Yazar

Yorumlar ( 4 )

  1. Gerçek yardımsever insan parasını değil, kendisini adayan insandır. Parasını bağışlayan insan gösterişten kaçınmamışsa, zamanla unutulur; ancak zamanını, gücünü ve gönlünü bağışlayan bir insan, insanlığın sevgi ve saygısını kazanır unutulmaz. Yardımlar, tıpkı çiçekler gibidir, ne kadar taze ise insanları o kadar memnun eder. Asıl önemli olan kalp zenginliğidir.Parayla zengin olunabilir ama kalp değilse o zenginlik sadece boştur…

  2. Evet biliyorum maddi zenginlik olmadığını asıl zaten zenginlik budur kalp zenginliğimiz ben sadece parayı örnek vererek açıklamak istedim ?

Yorum Yap / Cevabını, Fikrini Uzuuuuuun Uzun Yaz :)

Size yardımcı olamaya hazırım :)