Neden vazgectim

Sabahın dört buçuğunda , sana börek yapmak için uykularımı bölen , bir mesaj atsan on mesajla cevap veren bir insandım ben.
Sınavlarına girmeden önce kalemin , silgin var mı diye kontrol eden , sen yokken çantanı karıştırıp “çantasını savaş alanı çevirmiş” diye bir güzel temizleyip düzenleyen , defterindeki satırlarını okuyup okuyup gülümseyen sonra sayfaları başa çevirip tekrar okuyup tekrar aptalca gülümseyen , sana aldığım çikolataların üzerine not bırakmayı unutmayan, üzsen de kırsan da kırılacaksın diye ağzına kilit vuran bir insandım…
Sabahları “günaydın” mesajlarını eksik etmeyen, kıskançlıktan fotoğrafını beğenen kızları “güzel mi?” diye açıp tek tek inceleyen, gün ağarırken kalkıp uyanınca seni mutlu etmek için uzun uzun yazan bir insan…
Seni bu kadar çok severken neden vazgeçtim ben?
Her gece , gece yarılarına kadar okşadığım fotoğraflarını gün geldi ağlayarak izledim.
Her ikindi vaktinde ,
sarılırken içime içime çektiğim kokunu özledim.
Burnumun direği sızladı hasretinden.
Ve sırf sesini duymak icin yavaşladım yanından geçerken.
Mahalleni ezberledim ve tüm sokaklarını…
Hangi bakkal hangi dükkan nerededir bilirim mesela , seyyar satıcıların durdukları yerleri tek tek kazıdım aklıma…
Bahcenizden havalanan güvercinleri , televizyonun altında , cam kenarına sıkıştırdığın fotoğrafını , evinizin beyaz tavanını , yanaklarını süsleyen belediye çukuru gibi gamzelerini unutmadım hala…
Seni böyle severken neden Vazgeçtim?